27 Kasım 2009 Cuma

Wikipedia hızla kan kaybediyor

,Vikipedi web ansiklopedisinin İngilizce kolu Wikipedia yazarlarını kaybediyor. Çevrimiçi bilgi bankasının bu senenin ilk üç ayında yaklaşık 50.000 yazarını kaybettiği söyleniyor.

,Haber Wall Street Journal, Wikipedia kayıt dosyalarını inceleyen İspanyol bir araştırmacının açıklamalarını baz alarak bildiriyor. Felipe Ortega'nın araştırmasına göre projenin başlatılmasından bu yana takım çalışması önceye nazaran çok daha zor hale geldi.

,Örneğin Wikipedia'ya yeni katılanların girdileri bugünlerde çok daha sık silinmeye başladığı ve artık makale sayısı artan bir hızla değil sabit bir hızla arttığı söyleniyor. Buna karşın ziyaretçilerin sayısı yine belirgin derecede artmaya devam ediyor.

,Fakat şu sıralar problem yaşayan kol sadece İngilizce Vikipedi değil; keza Almanca portalda da uzun süreden beri haksız yere silinmeler" ile ilgili tartışma yapılıyor. Örneğin kısa bir süre önce Almanca Vikipedi'deki bir makale yetersizlik sebebiyle yayından kaldırılmıştı.

14 Kasım 2009 Cumartesi

Domuz gribi nasıl bulaşır ?

İnönü Üniversitesi (İÜ) Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kızılay, Domuz Gribi'nin en çok elle bulaştığını söyledi.
Kısa adı BİLSAM olan Bilgi Yolu Eğitim Kültür ve Sosyal Araştırmalar Merkezi tarafından İl Genel Meclis Salonunda Domuz gribi ve aşı" başlıklı bir söyleşi programı düzenlendi. Söyleşiye konuşmacı olarak İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Profesör Doktor Ahmet Kızılay, katıldı.

Prof. Dr. Ahmet Kızılay, Ateş, boğaz ağrısı, boğaz kuruluğu, halsizlik ve öksürük geçirenlerin hepsine Domuz Gribi vakası koyuyoruz. Çünkü Dünya Sağlık Örgütü böyle kabul ediyor. Şuanda hiç test felan yapmaya gerek yok. Eğer geçirdiyseniz, siz Domuz Gribi geçirdiniz. Dolayısıyla Domuz'u sevmemek, ona uzak olmak, ona karşı olmak, Domuz Gribi'nden bilgisiz olmayı, uzak kalmayı gerektirmiyor ifadelerini kaydetti.

Gribin aşının ile önlenebilir bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Kızılay, "En çok insanlar arasında dolaşma ve bulaşma elle oluyor. Virüs kapı koluna bulaşmışsa, o kapı kolunu tutan herkes, grip virüsünü almış oluyor. Yada paralarla. Para çok el değiştiriyor. Hepimizin elini değdirdiği yerler, grip virüsünün en çok bulaştığı yerdir.

Prof. Dr. Kızılay,bu gribi yok etmek mümkün değil. Gribi bilerek, griple yaşamak zorundayız. Ben Sağlık Bakanlığını çok beğeniyorum. Sağlık Bakanlığının ve ekibini çalışmalarını çok doğru buluyorum ve çok iyi çalışıyorlar şeklinde konuştu.

Aşının gribe karşı etkili olduğunu aktaran Prof. Dr. Ahmet Kızılay, Aşı gripte, aşının türüne göre, yüzde 70 ile 90 oranında koruyucu. Bu kesin bir bilgi. Aşı kesinlikle etkili ve koruyucu ifadesini kaydetti.

Prof. Dr. Kızılay, grip salgının beklenilenin altında geçtiğini belirterek, "İlk dalga beklediğimden çok hafif geçiyor. Ama ikinci dalga bekliyoruz. Benim beklentim, beklediğimiz senaryodan daha iyi geçecek" diye konuştu.

11 Kasım 2009 Çarşamba

2010'da Windows 8 geliyor

Microsoft Pazarlama Grup Müdürü Nuri Çankaya, şu an Türkiye'de 1 milyonun üzerinde bilgisayarda Windows 7 kullanıldığını söyledi.

Çankaya, Turkcell sponsorluğunda İstanbul'da gerçekleşen Microsoft İşte Yeni Verimlilik- toplantısının ardından yaptıkları basın toplantısında, Windows 7, -Windows Server 2008 ve Exchange Server 2010'' yenilikleri hakkında bilgi verdi.

Ekonomik krizle beraber verimliliğin düştüğünü anlatan Çankaya, firmaların verimliliklerini artırmak amacıyla geçen yıl ArGe'ye 9,2 milyar dolar, bu yıl da 9,5 milyar dolar yatırım yaptıklarını ifade etti.

Çankaya, Türkiye'de önemli adımlar attıklarını düşündüklerini dile getirerek, amaçlarının temelden dinamik sürece kadar kurumların bilişim teknolojilerinden yararlanmalarını sağlamak olduğunu söyledi.

Turkcell'in Windows 7'ye geçişiyle yüzde 20'lik tasarruf sağladığını belirten Çankaya, Şu an Türkiye'de 1 milyonun üzerinde bilgisayar, Windows 7 kullanıyor. Windows 7 ile tüm ekosistemde 14,5 milyar dolarlık iş hacmi oluşacağını düşünüyoruz diye konuştu.

Bir gazetecinin Windows Vista'nın başarılı olmadığı yönünde iddialar var. Windows 7'nin de bu sebeple çıkarıldığı söyleniyor. Bu konuda ne söyleyeceksiniz sorusunu da yanıtlayan Nuri Çankaya, ''Windows Vista'yı çıkardığımız gün Windows 7'yi 3 yıl içerisinde çıkaracağımız sözünü vermiştik. Biz Windows 7'yi söz verdiğimiz gibi 3 yıl içerisinde çıkardık. Windows 8'i de 3 yıl içerisinde çıkaracağımız vaadinde bulunuyoruz şeklinde konuştu.

Microsoft Türkiye Sunucu Araçları Ürün Müdürü Selma Karaca ise, Windows Server 2008 R2hakkında bilgi vererek, bu yeniliğin, kullanıcılara doğrudan erişim özelliği, BrunchCache özelliği ile bant genişliği maliyeti azaltma, Remote App özelliği ile uygulamalara uzaktan erişim ve kurumsal firmalarda enerji maliyetlerinde yüzde 18'e varan enerji tasarrufu sağladığını dile getirdi.

Microsoft Türkiye Office Ürün Müdürü Onur Görür ise Microsoft'un ''Birleşik İletişim'' vizyonunu anlatarak, bu kapsamdaki uygulamaları sayesinde e-posta, sesli mesaj, SMS ve bunun gibi özelliklerin aynı ortamdan erişilmesinin sağlandığını ifade etti.

Görür, Exchenge server 2010 uygulaması ile sürekli erişebilirlik, posta arşivleme, korumalı iletişim, gelişmiş güvenlik, mesaj yükünü yönetme, etkin birlikte çalışma, dağıtım esnekliği ve kolay yönetim gibi özelliklerin kullanıcılara sunulduğunu anlattı.

Microsoft tarihinde en çok denemesi yapılan ürünün ''Exchenge server 2010'' olduğunu bildiren Görür, Şu anda 4 milyon öğrenci mesajlaşmalarını Exchange Server 2010' üzerinden yapıyor dedi.

İŞTE YENİ VERİMLİLİK TOPLANTISI

Microsoft'un, İstanbul'da gerçekleşen ''İşte Yeni Verimlilik'' İstanbul toplantısıyla ilgili olarak yapılan yazılı açıklamada da, etkinlikte Windows 7, Windows Server 2008 R2 ve Exchange Server 2010 gibi yeni sürümlerin özelliklerinin paylaşıldığı bildirildi.

Microsoft Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çağan, konuya ilişkin şunları kaydetti:

-Dünyada Ar-Ge'ye en çok yatırım yapan ilk 10 küresel şirket içinde yer alan Microsoft geliştirdiği yenilikçi teknolojiler ile bireylerin ve kurumların verimliliklerini artırmayı hedefliyor. Özellikle ekonominin belirsizlik döneminde kurumların maliyetlerini azaltan, çalışanların iş verimliliğini ve genel tasarruf eğilimini artıran yenilikçi çözümleriyle Microsoft, işletmelerin küresel rekabet ortamında büyümeye odaklanmasını sağlıyor. Microsoft Türkiye olarak 'Türkiye Bilişimle Kalkınıyor' vizyonumuz doğrultusunda 7 bin iş ortağından oluşan geniş ekosistemimiz ve çözümlerimizle ortaya koyduğumuz yüksek katma değer ile ekonomiye destek oluyoruz. Bütün dünyada binlerce işletmenin ve milyonlarca kullanıcının deneyimlerini taşıyan ürünlerimiz ile Türkiye'de güzel işler gerçekleştiriyoruz.''

Açıklamada, Windows 7yi kullanan şirketlerin deneyimleri de anlatıldı.

*Windows XP işletim sistemini kullanan Teknosa'nın, merkez ve mağazalarda yer alan binin üzerindeki kullanıcısını yeni teknolojilerle ve kullanım kolaylığı ile buluşturmak için Windows 7'yi tercih ettiği belirtilen açıklamada, firmanın, ''Windows Server 2008 R2''yi de sunucu işletim sistemi standardı olarak kabul ettiği duyuruldu.

Teknosa Bilgi Sistemlerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ve İcra Kurulu Üyesi Önder Kaplancık, teknoloji işi yapan bir kuruluş olarak, daha güvenli, daha ileri teknolojileri kullanmayı ve bunu yaparken ''yeşil IT'' anlayışıyla hareket etmeyi önemsediklerini ifade ederek, bu doğrultuda, Windows 7'nin yeni özelliklerinden büyük fayda elde edeceklerine inandıklarını dile getirdi.

Yakında yeni merkez binalarına taşınmaya hazırlandıklarının altını çizen Kaplancık, merkezdeki 400 bilgisayarı tamamen Windows 7'ye geçirmeyi hedeflediklerini bildirdi.

Kaplancık, mağazalarında yer alan 600'ün üzerinde bilgisayarın geçişini ise Ocak 2010a kadar tamamlamış olacaklarını ifade etti.

-Windows 7'nin erken uygulayıcılarından biri olmayı kabul eden Turkcell'in, yeni işletim sisteminin gelişmiş birçok özelliğini iş kazancına dönüştürmeyi başardığı ifade edilen açıklamada, sadece Windows 7'nin sistem açılış ve kapanışlarındaki hızı nedeniyle Turkcell'in çalışan verimliliğinde haftada 830 saatin üzerinde bir kazanç elde edildiği belirtildi.

-Exchange 2010''un daha test aşamasındayken yüksek sayıda kullanıcı tarafından kullanıldığı vurgulanan açıklamada, yaklaşık 10 milyon kişinin ürünü internet sitesinden indirerek denediği bilgisine yer verildi.

07 Kasım 2009 Cumartesi

Sigaranın zararları nelerdir ?

Sigara hakkında bilmediklerini bu konumuzda bulabilirsiniz ...
Türk Akciğer Kanseri Derneği Başkanı Profesör Doktor Nezih Özdemir, yüzde 90'ı sigara kaynaklı bu hastalığın erkeklerde kanserden ölümlerin en büyük sebebi olduğunu, kadınlarda da altıncı sırada yer aldığını söyledi. Denizli'de, "Akciğer Kanseri Tedavisi Uzlaşıya Doğru' Sempozyumu düzenlendi. Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerinin bilimsel katkıda bulunduğu sempozyumda, akciğer kanseriyle ilgili Türkiye'den ve dünyadan son veriler, teşhis ve tedavideki gelişmeler masaya yatırıldı.
Bir konuşma yapan Prof. Dr. Özdemir, akciğer kanseri sebeplerinin başında sigaranın geldiğini belirterek, Ülkemizde yapılan bir çalışmaya göre akciğer kanserli hastaların yüzde 80'i sigara içen, yüzde 10'u bırakmış, yüzde 10'u ise içmemiş kişilerden oluşmaktadır..

Türkiye'de her yıl 20 bin yeni akciğer kanseri teşhisi konulduğunun tahmin edildiğini vurgulayan Özdemir, *Bu kişilerin ortalama yüzde 15'i hastalığa erken evrede yakalanabiliyor. Bu oran, ABD'de yüzde 30 civarında. Erken evrede ameliyat olabilenlerin kurtulma şansı yüksek. İleri evrede ise hastaları uzun ve yorucu bir tedavi süreci bekliyor. Birkaç tedavi modeli kombinasyonu gerekebiliyor şeklinde konuştu.

Pasif sigara içiciliğiyle de akciğer kanserinin bir tipinin görülme sıklığının arttığını vurgulayan TAKD Başkanı Nezih Özdemir, tütün ürünlerinin vergilerinin yükseltilip fiyatlara olduğu gibi yansıtılmasını önerdi. Sigara içenlerin kalp krizi ve kanserden ölme ihtimalinin ortalama 20 misli arttığını vurgulayan Prof. Dr. Özdemir,Akciğerleriniz yıllar içinde iflas eder, nefes darlığından yürüyemez hale gelirsiniz. Kol ve bacaklarınıza giden damarların tıkanmasına bağlı olarak riskli ameliyatlara maruz kalabilir, hatta bu uzuvlarınızı kaybedebilirsiniz. Cinsel performansınız azalabilir ve kısır kalabilirsini dedi.

-Cihan-

01 Kasım 2009 Pazar

Glukoz nedir ? Glikoz formülü yapılışı

Glukoz basit bir şeker diger adıyla monosakkaritdir. Glukoz yada glikoz yaşamak için en önemli karbonhidratlardan birisidir. Hücrelerimiz onu bir enerji kaynağı olarak kullanır.Ayrıca metabolik reaksiyonlar için bir ara ürün olarakda kullanır.
Glukoz, glikoz fotosentezin olayının ana ürünlerinden biridirsidir ve hücrelerin (vücüdumuzun) solunumu glukoz ile başlar.

Glukoz,glikoz Yunanca tatlı anlamına gelir.Glukus,glikoz ve kimyada şekerlere verilen sonekinden üretilmektedir. Türkçede glikoz, glukoz adıyla kullanılmaktadır. Bununla beraber kimyasal adlandırma sistemleri bakımından bakıldıgında bu hatalıdır. Uluslararası Temel ve Uygulamalı Kimya Birliğinin bizlere önerdiği adlandırma kurallarına göre glukoz, monosakkarit yerine kullanılan bir kelimedir..
Bunları biliyormuydunuz...Birde formül vereyim tam olsun.....

Glukoz,glikoz yani fotosentez formülü:
nCO2 + 2nH2O + Işık enerjisi → (CH2O)n + nO2 + nH2O

Şekerler ve nişasta ana ürünler olduğundan, genelde aşağıdaki spesifik (basit) denklem fotosentezin ifadesinde kullanılır:
6CO2 + 12H2O + Işık enerjisi → C6H12O6 + 6O2 + 6H2O + 673 Kalori
Ö.A

29 Ekim 2009 Perşembe

Bağlama ustaları ,Bağlama ustalarımızı tanıyalım

Ruhun hormonsuz gıdası olan Türkülerimizi en iyi yansıtan enstruman bağlama olarak bilinir.Bağlama, Anadolu'nun bağrında filizlenmiş ve günümüze kadar pek az değişiklikle ulaşmış bir çalgıdır.
Türk Halk Müziğinin temel enstrumanı olan bağlama 7 telli bir çalgıdır.Alt grup 3 telden, orta ve üst grup ise 2 şer telden oluşmaktadır.Cura, çöğür, divan sazı ve kopuz gibi çeşitleri olan bağlama tezene ile çalınır.
Biraz bağlama üstadlarından bahsedelim...
Küçük yaşta gözlerini kaybeden Aşık Veysel hayata küsmeyip müzikle yaşama sıkı sıkıya bağlanmıştır.Annesinin ona aldığı kırık bir sazla müziğe başlayan ozanımızın sayısız bestesi mevcuttur."Benim sadık yarim kara topraktır."Ne de güzel söylemiş değil mi? Ünü kısa sürede yurdun tümüne yayılan üstad Mustafa Kemal ATATÜRK önünde de sahneye çıkma şerefine nail olmuştur.
Son yıllarda bağlama çalanların sayısının artmasında büyük rol oynamış olan Arif Sağ, Erzurumludur.Aynı zamanda benim de hocam olan Arif hoca, sırtında sazıyla İstanbul'a geldiğinde birçok zorlukla karşılaşmasına rağmen yılmamış, Türkülerin giderek yaygınlaşmasına açtığı müzik eğitim okullarıyla öncülük etmiştir.
Türk Halk Müziği denilince bir de kötü olay akıllara geliyor.2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta meydana gelen bu insanlık dışı olay birbirinden değerli 33 insanın hayatına mal olmuştur.Muhlis Akarsu, Hasret Gültekin gibi bağlama üstadlarını bu olayda kaybetmemiz Türk Halk Müziği için kuşkusuz çok büyük bir kayıp olmuştur.Hatta, Muhlis Akarsu bir deyişinde şöyle söylemiştir:
"Akarsuyum yansam da kül olup savrulsam da;
Bazı bazı gülsem de yine gönlüm hoş değil..."
Biz gençlere düşen kültürümüze her zaman sahip çıkmaktır.
YAZAR:Cem AKBAŞ

28 Ekim 2009 Çarşamba

Cem AKBAŞ :CUMHURİYETİN 86. YILINI KUTLARKEN BİR NOT

Bundan tam 86 sene önce 29 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti, uluönder Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşları tarafından kuruldu.
Cumhuriyetimizin kurulmasıyla ülkemize demokrasi ve laiklik hakim oldu.O zamanlarda genellikle ülkeler padişahlık ya da krallık sistemleriyle yönetiliyordu.Bu tip yönetim biçimlerinin çağ dışı olduğu zamanla çok daha net bir şekilde anlaşıldı.Padişahlıkla yönetilen ülkelerde sınırsız yetkisi bulunan padişahın emirleri eksiksiz yerine getirilirdi.Bu durumun büyük bir ihtimalle yanlış kararlar alınmasına neden olacağı hemen aklımıza gelir.Demokraside ise belirli kanunlara dayanan devlet anayasasının öngördüğü şekilde kanunlarla kararlar verilir.
Bu kanunlar yeterli çoğunluk mecliste sağlandığı takdirde ancak değiştirilebilir.
Mecliste halkı temsil etmek üzere seçilmiş her ilden milletvekilleri yer alırlar.Ülkeyi kimin yöneteceği demokratik platformda halkın oylarıyla belirlenmektedir.
Kısacası halkın yönetimde söz sahibi olduğu bir yönetim şeklidir demokrasi...
Biz bu durumu tabii ki kayıtsız şartsız ATATÜRK'e borçluyuz.
Pekala biz, bize büyük zorluklarla armağanedilen bu cumhuriyeti ne kadar koruyoruz, arka çıkıyoruz.Üzerimize düşen görev cumhuriyetimize ne pahasına olursa olsun sahip çıkmaktır.
Fakat son zamanlarda görüyoruz ki devletimizin başındakiler cumhuriyetimize sahip çıkmak yerine onu yıkma temelleri atıyorlar.Bu durum karşısında üzerimize düşeni yapmalıyız.Tepkimizi nasıl dile getirebiliriz? Tabii ki demokratik hakkımız olan oylarımızla....
Son olarak bu cumhuriyet bir günde kurulmadı,bu armağan bize çok uzun uğraşlar sonucunda verildi.Emanetize sahip çıkalım.
Cumhuriyetimizi sadece 29 Ekim günü bir günlüğüne değil hergün hatırlamak dileğiyle...
Cem AKBAŞ

27 Ekim 2009 Salı

Sonbaharda Ankara tatili bir başka oluyor

Tatilleri kim sevmez ki? Belki de dünya üzerinde bir yıl içerisinde en çok tatil yapan ülke Türkiye'dir.
Uzun süre oldu Ankara'ya gitmeyeli...İstanbul'a nazaran daha sakin bir şehir havasında olan başkentimiz.Sonbahar ayı Ankara'da bir başka güzel oluyor.Kış ayına girdiğimiz zaman Ankara çok soğuktur ve yavaş yavaş kış yaklaştığına göre sanırım şimdi gitmenin tam sırası.
Bu sefer ki ziyaretimde gideceğimi söylemeden sürpriz yaparak aniden dayımların kapısını çalmak istiyorum.İnsan ne de olsa özlüyor akrabalarını.Tabii ki farklı diyarlarda olmak zor geliyor insana.Teknolojiden faydalanıp sık sık arayıp hal hatır sorabiliyoruz ama bu kolaylık ziyaret nedenini öldürüyor bence."gözden uzak olan gönülden de uzak olur." ne kadar doğru bir söz.Farklı illerde oturmak aradaki bağları inanılmaz derecede zayıflatıyor.
Eski zamanlarda telefon gibi haberleşme araçları olmadığından insanlar birbirlerini daha sık ziyaret ederlermiş.
İnsanın sevdikleriyle birlikte olması çok güzel bir şey.Çünkü unutmayalım ki insan insanla var olur.İnsanları kendimizden uzaklaştırmak çok kolaydır fakat bir insanın gönlünü kazanmak zordur.Hayatta her zaman zor olanı seçmek bizi geliştirir,bunu unutmamak gerekir.
Gittiğimde yapmayı planladığım şeylerin başında Anıtkabir'i ziyaret etmek önde geliyor.Uluönderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK'ü mezarı başında anmak inanılmaz bir duygu...
Daha sonra planladığım şeylere gelince bol bol gezmek...Yorucu bir çalışma ve okul temposunu geride bırakmanın verdiği vurdumduymazlıkla halsiz kalıncaya kadar gezmek coşmak istiyorum.Bana eşlik edecek oaln kuzenim ve silah arkadaşları sabırsızlıkla beni bekliyorlar.Bu durumda bana "bekle Ankara ben geliyorum" demekten başka bir seçenek kalmıyor gibi


Bu bir Cem AKBAŞ yazısıdır....

26 Ekim 2009 Pazartesi

Teknoloji ve bilimin sınırları

İnsanoğlunun dünyaya ayak bastığı an bilimin doğuşu olarak nitelendirilir.Bilimin katettiği mesafe insanoğlunun dünya üzerindeki keşif mesafesiyle tabii ki aynıdır.Şu sıralarda bize son derece sıradan görünen ateşin bile ilk bulunduğu zamanlarda o çağın koşullarına göre çok büyük bir buluş olduğunu tahmin etmek zor değil...
Bilimin hayatımızı belirli alanlarda çok kolaylaştırdığını görebiliyoruz.Ama her konuda böyle olmuyor bu durum.Örneğin çağımızın en büyük sorunu olan silahlanma ve silah üretimine bağlı olarak insanların katledilmesinde bilimin suçu yok mu?
Burada bilimin suçu demek ne derece doğru bilinmez ama aslında bilimi kötü yönde kullanan insanların suçu desek daha doğru bir yaklaşım olur.
İnsanlar ilk önceleri avcılıkta kullandıkları silahları daha sonra birbirlerini acımasızca öldürmek üzere kullanmışlardır.Bunu gerektirecek sebepler nelerdir halen anlamış olmamakla beraber insanoğlunun isteklerinin bitmeyeceğini gözlemleyebiliyorum.
Sınırlar? hiç düşündünüz mü neden sınırlar var? oysa bu dünyayı insanoğlunun yaşadığı bir habitat olarak kabul edersek, bu dünya üzerindeki tüm büreylerin istedikleri zaman istedikleri yere gidebilme hürriyetlerinin olduğunu bir düşünün...
Buradan insanların birbirleriyle gereksiz yere savaşmaktan bu dünyanın güzelliklerini göremedikleri sonucunu çıkarmak yanlış olmaz.
Teknolojinin biraz da olumlu yönlerinden bahsetmek gerekirse benim en çok ilgimi çeken konu evrenimiz hakkındaki sır perdesinin giderek aralanmasıdır.Gün geçtikçe uzayda keşfedilen alan artmakta ve uzay ufkumuz giderek genişlemektedir.Evrendeki o simsiyah karanlığın ötesinde neler olduğu ya da başka gezegenlerin keşifleriyle nelerle karşılaşacağımızı sanırım siz de benim gibi merak ediyorsunuzdur.
Tabii ki bir gün herşey keşfedilecek soru işaretleri belki çok azalacak bilim sanırım halen birazcık genç gibi görünüyor ne dersiniz?

25 Ekim 2009 Pazar

Türkü nedir ? Türkülerimizin özellikleri nelerdir?

Dışarıdan bakıldığında sadece beş harfli basit bir kelime gibi görünür "TÜRKÜ".
Fakat türkü demek çok şey demektir, bir ansiklopediyi dolduracak derinliğe sahiptir türkü-türkülerimiz.
Bize aittir onlar adı üzerinde "türk'ü",Türklere-Türkiye'ye ait olan demektir. Özümüz olan türküler tüm duygularımızı bire bir yansıtırlar.Yoksa yanılıyor muyum? Sevdiğiniz kişi sizi terk ettiğinde ruh halinizi yansıtan bir türkü çığırmaz mısınız hemen?
Davul zurna sesini duyunca hemen ayağa kalkıp halaya katılmaz mısınız?
Bir uzun hava söylendiğinde dalıp çok uzaklara gitmediniz mi hiç?
Ve daha birçok örnek verebiliriz...
Her ilimize ait mutlaka bir türkü vardır bu hiç dikkatinizi çekti mi? Tabii ki her bölgeye özgü farklı motifler içerir türkülerimiz.Yöre insanının aşkı sevdası,derdi kederi,sevinci coşkusu, hepsini bulabilirsiniz ayrı ayrı her sözde her notada her melodide...
Biraz da bilimsel açıdan bahsedelim türkülerimizden.Türküler uzun havalar ve kırık havalar olmak üzere ikiye ayrılır.Uzun havalar serbest ölçüden meydana gelmiştir.Herhangi bir ölçüye bağlı kalınmaksızın çalınıp söylenir.
Kırık havalarda ise belirli bir ölçüye bağlı kalınır.
Türkülerimizin sözleri genellikle aslında birer şiirdirler.Bu şiirler ozan adını verdiğimiz kişiler tarafından yazılırlar.
Ömürleri yaklaşık 1000-2000 yıl olan türkülerimiz de bulunmaktadır.Bu kadar eski zamandan kalmalarına rağmen her söylendiğinde üzerinde bir kez daha düşünmemizi sağlayan eskimeyen sözlerden oluşur türküler.
Türküler biz türkü severler oldukça,Türkiye var oldukça hep bizimle yaşayacaktırlar.
Türküyle kalın...
site ekle