07 Kasım 2009 Cumartesi

Sigaranın zararları nelerdir ?

Sigara hakkında bilmediklerini bu konumuzda bulabilirsiniz ...
Türk Akciğer Kanseri Derneği Başkanı Profesör Doktor Nezih Özdemir, yüzde 90'ı sigara kaynaklı bu hastalığın erkeklerde kanserden ölümlerin en büyük sebebi olduğunu, kadınlarda da altıncı sırada yer aldığını söyledi. Denizli'de, "Akciğer Kanseri Tedavisi Uzlaşıya Doğru' Sempozyumu düzenlendi. Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerinin bilimsel katkıda bulunduğu sempozyumda, akciğer kanseriyle ilgili Türkiye'den ve dünyadan son veriler, teşhis ve tedavideki gelişmeler masaya yatırıldı.
Bir konuşma yapan Prof. Dr. Özdemir, akciğer kanseri sebeplerinin başında sigaranın geldiğini belirterek, Ülkemizde yapılan bir çalışmaya göre akciğer kanserli hastaların yüzde 80'i sigara içen, yüzde 10'u bırakmış, yüzde 10'u ise içmemiş kişilerden oluşmaktadır..

Türkiye'de her yıl 20 bin yeni akciğer kanseri teşhisi konulduğunun tahmin edildiğini vurgulayan Özdemir, *Bu kişilerin ortalama yüzde 15'i hastalığa erken evrede yakalanabiliyor. Bu oran, ABD'de yüzde 30 civarında. Erken evrede ameliyat olabilenlerin kurtulma şansı yüksek. İleri evrede ise hastaları uzun ve yorucu bir tedavi süreci bekliyor. Birkaç tedavi modeli kombinasyonu gerekebiliyor şeklinde konuştu.

Pasif sigara içiciliğiyle de akciğer kanserinin bir tipinin görülme sıklığının arttığını vurgulayan TAKD Başkanı Nezih Özdemir, tütün ürünlerinin vergilerinin yükseltilip fiyatlara olduğu gibi yansıtılmasını önerdi. Sigara içenlerin kalp krizi ve kanserden ölme ihtimalinin ortalama 20 misli arttığını vurgulayan Prof. Dr. Özdemir,Akciğerleriniz yıllar içinde iflas eder, nefes darlığından yürüyemez hale gelirsiniz. Kol ve bacaklarınıza giden damarların tıkanmasına bağlı olarak riskli ameliyatlara maruz kalabilir, hatta bu uzuvlarınızı kaybedebilirsiniz. Cinsel performansınız azalabilir ve kısır kalabilirsini dedi.

-Cihan-

01 Kasım 2009 Pazar

Glukoz nedir ? Glikoz formülü yapılışı

Glukoz basit bir şeker diger adıyla monosakkaritdir. Glukoz yada glikoz yaşamak için en önemli karbonhidratlardan birisidir. Hücrelerimiz onu bir enerji kaynağı olarak kullanır.Ayrıca metabolik reaksiyonlar için bir ara ürün olarakda kullanır.
Glukoz, glikoz fotosentezin olayının ana ürünlerinden biridirsidir ve hücrelerin (vücüdumuzun) solunumu glukoz ile başlar.

Glukoz,glikoz Yunanca tatlı anlamına gelir.Glukus,glikoz ve kimyada şekerlere verilen sonekinden üretilmektedir. Türkçede glikoz, glukoz adıyla kullanılmaktadır. Bununla beraber kimyasal adlandırma sistemleri bakımından bakıldıgında bu hatalıdır. Uluslararası Temel ve Uygulamalı Kimya Birliğinin bizlere önerdiği adlandırma kurallarına göre glukoz, monosakkarit yerine kullanılan bir kelimedir..
Bunları biliyormuydunuz...Birde formül vereyim tam olsun.....

Glukoz,glikoz yani fotosentez formülü:
nCO2 + 2nH2O + Işık enerjisi → (CH2O)n + nO2 + nH2O

Şekerler ve nişasta ana ürünler olduğundan, genelde aşağıdaki spesifik (basit) denklem fotosentezin ifadesinde kullanılır:
6CO2 + 12H2O + Işık enerjisi → C6H12O6 + 6O2 + 6H2O + 673 Kalori
Ö.A

29 Ekim 2009 Perşembe

Bağlama ustaları ,Bağlama ustalarımızı tanıyalım

Ruhun hormonsuz gıdası olan Türkülerimizi en iyi yansıtan enstruman bağlama olarak bilinir.Bağlama, Anadolu'nun bağrında filizlenmiş ve günümüze kadar pek az değişiklikle ulaşmış bir çalgıdır.
Türk Halk Müziğinin temel enstrumanı olan bağlama 7 telli bir çalgıdır.Alt grup 3 telden, orta ve üst grup ise 2 şer telden oluşmaktadır.Cura, çöğür, divan sazı ve kopuz gibi çeşitleri olan bağlama tezene ile çalınır.
Biraz bağlama üstadlarından bahsedelim...
Küçük yaşta gözlerini kaybeden Aşık Veysel hayata küsmeyip müzikle yaşama sıkı sıkıya bağlanmıştır.Annesinin ona aldığı kırık bir sazla müziğe başlayan ozanımızın sayısız bestesi mevcuttur."Benim sadık yarim kara topraktır."Ne de güzel söylemiş değil mi? Ünü kısa sürede yurdun tümüne yayılan üstad Mustafa Kemal ATATÜRK önünde de sahneye çıkma şerefine nail olmuştur.
Son yıllarda bağlama çalanların sayısının artmasında büyük rol oynamış olan Arif Sağ, Erzurumludur.Aynı zamanda benim de hocam olan Arif hoca, sırtında sazıyla İstanbul'a geldiğinde birçok zorlukla karşılaşmasına rağmen yılmamış, Türkülerin giderek yaygınlaşmasına açtığı müzik eğitim okullarıyla öncülük etmiştir.
Türk Halk Müziği denilince bir de kötü olay akıllara geliyor.2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta meydana gelen bu insanlık dışı olay birbirinden değerli 33 insanın hayatına mal olmuştur.Muhlis Akarsu, Hasret Gültekin gibi bağlama üstadlarını bu olayda kaybetmemiz Türk Halk Müziği için kuşkusuz çok büyük bir kayıp olmuştur.Hatta, Muhlis Akarsu bir deyişinde şöyle söylemiştir:
"Akarsuyum yansam da kül olup savrulsam da;
Bazı bazı gülsem de yine gönlüm hoş değil..."
Biz gençlere düşen kültürümüze her zaman sahip çıkmaktır.
YAZAR:Cem AKBAŞ

28 Ekim 2009 Çarşamba

Cem AKBAŞ :CUMHURİYETİN 86. YILINI KUTLARKEN BİR NOT

Bundan tam 86 sene önce 29 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti, uluönder Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşları tarafından kuruldu.
Cumhuriyetimizin kurulmasıyla ülkemize demokrasi ve laiklik hakim oldu.O zamanlarda genellikle ülkeler padişahlık ya da krallık sistemleriyle yönetiliyordu.Bu tip yönetim biçimlerinin çağ dışı olduğu zamanla çok daha net bir şekilde anlaşıldı.Padişahlıkla yönetilen ülkelerde sınırsız yetkisi bulunan padişahın emirleri eksiksiz yerine getirilirdi.Bu durumun büyük bir ihtimalle yanlış kararlar alınmasına neden olacağı hemen aklımıza gelir.Demokraside ise belirli kanunlara dayanan devlet anayasasının öngördüğü şekilde kanunlarla kararlar verilir.
Bu kanunlar yeterli çoğunluk mecliste sağlandığı takdirde ancak değiştirilebilir.
Mecliste halkı temsil etmek üzere seçilmiş her ilden milletvekilleri yer alırlar.Ülkeyi kimin yöneteceği demokratik platformda halkın oylarıyla belirlenmektedir.
Kısacası halkın yönetimde söz sahibi olduğu bir yönetim şeklidir demokrasi...
Biz bu durumu tabii ki kayıtsız şartsız ATATÜRK'e borçluyuz.
Pekala biz, bize büyük zorluklarla armağanedilen bu cumhuriyeti ne kadar koruyoruz, arka çıkıyoruz.Üzerimize düşen görev cumhuriyetimize ne pahasına olursa olsun sahip çıkmaktır.
Fakat son zamanlarda görüyoruz ki devletimizin başındakiler cumhuriyetimize sahip çıkmak yerine onu yıkma temelleri atıyorlar.Bu durum karşısında üzerimize düşeni yapmalıyız.Tepkimizi nasıl dile getirebiliriz? Tabii ki demokratik hakkımız olan oylarımızla....
Son olarak bu cumhuriyet bir günde kurulmadı,bu armağan bize çok uzun uğraşlar sonucunda verildi.Emanetize sahip çıkalım.
Cumhuriyetimizi sadece 29 Ekim günü bir günlüğüne değil hergün hatırlamak dileğiyle...
Cem AKBAŞ

27 Ekim 2009 Salı

Sonbaharda Ankara tatili bir başka oluyor

Tatilleri kim sevmez ki? Belki de dünya üzerinde bir yıl içerisinde en çok tatil yapan ülke Türkiye'dir.
Uzun süre oldu Ankara'ya gitmeyeli...İstanbul'a nazaran daha sakin bir şehir havasında olan başkentimiz.Sonbahar ayı Ankara'da bir başka güzel oluyor.Kış ayına girdiğimiz zaman Ankara çok soğuktur ve yavaş yavaş kış yaklaştığına göre sanırım şimdi gitmenin tam sırası.
Bu sefer ki ziyaretimde gideceğimi söylemeden sürpriz yaparak aniden dayımların kapısını çalmak istiyorum.İnsan ne de olsa özlüyor akrabalarını.Tabii ki farklı diyarlarda olmak zor geliyor insana.Teknolojiden faydalanıp sık sık arayıp hal hatır sorabiliyoruz ama bu kolaylık ziyaret nedenini öldürüyor bence."gözden uzak olan gönülden de uzak olur." ne kadar doğru bir söz.Farklı illerde oturmak aradaki bağları inanılmaz derecede zayıflatıyor.
Eski zamanlarda telefon gibi haberleşme araçları olmadığından insanlar birbirlerini daha sık ziyaret ederlermiş.
İnsanın sevdikleriyle birlikte olması çok güzel bir şey.Çünkü unutmayalım ki insan insanla var olur.İnsanları kendimizden uzaklaştırmak çok kolaydır fakat bir insanın gönlünü kazanmak zordur.Hayatta her zaman zor olanı seçmek bizi geliştirir,bunu unutmamak gerekir.
Gittiğimde yapmayı planladığım şeylerin başında Anıtkabir'i ziyaret etmek önde geliyor.Uluönderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK'ü mezarı başında anmak inanılmaz bir duygu...
Daha sonra planladığım şeylere gelince bol bol gezmek...Yorucu bir çalışma ve okul temposunu geride bırakmanın verdiği vurdumduymazlıkla halsiz kalıncaya kadar gezmek coşmak istiyorum.Bana eşlik edecek oaln kuzenim ve silah arkadaşları sabırsızlıkla beni bekliyorlar.Bu durumda bana "bekle Ankara ben geliyorum" demekten başka bir seçenek kalmıyor gibi


Bu bir Cem AKBAŞ yazısıdır....

26 Ekim 2009 Pazartesi

Teknoloji ve bilimin sınırları

İnsanoğlunun dünyaya ayak bastığı an bilimin doğuşu olarak nitelendirilir.Bilimin katettiği mesafe insanoğlunun dünya üzerindeki keşif mesafesiyle tabii ki aynıdır.Şu sıralarda bize son derece sıradan görünen ateşin bile ilk bulunduğu zamanlarda o çağın koşullarına göre çok büyük bir buluş olduğunu tahmin etmek zor değil...
Bilimin hayatımızı belirli alanlarda çok kolaylaştırdığını görebiliyoruz.Ama her konuda böyle olmuyor bu durum.Örneğin çağımızın en büyük sorunu olan silahlanma ve silah üretimine bağlı olarak insanların katledilmesinde bilimin suçu yok mu?
Burada bilimin suçu demek ne derece doğru bilinmez ama aslında bilimi kötü yönde kullanan insanların suçu desek daha doğru bir yaklaşım olur.
İnsanlar ilk önceleri avcılıkta kullandıkları silahları daha sonra birbirlerini acımasızca öldürmek üzere kullanmışlardır.Bunu gerektirecek sebepler nelerdir halen anlamış olmamakla beraber insanoğlunun isteklerinin bitmeyeceğini gözlemleyebiliyorum.
Sınırlar? hiç düşündünüz mü neden sınırlar var? oysa bu dünyayı insanoğlunun yaşadığı bir habitat olarak kabul edersek, bu dünya üzerindeki tüm büreylerin istedikleri zaman istedikleri yere gidebilme hürriyetlerinin olduğunu bir düşünün...
Buradan insanların birbirleriyle gereksiz yere savaşmaktan bu dünyanın güzelliklerini göremedikleri sonucunu çıkarmak yanlış olmaz.
Teknolojinin biraz da olumlu yönlerinden bahsetmek gerekirse benim en çok ilgimi çeken konu evrenimiz hakkındaki sır perdesinin giderek aralanmasıdır.Gün geçtikçe uzayda keşfedilen alan artmakta ve uzay ufkumuz giderek genişlemektedir.Evrendeki o simsiyah karanlığın ötesinde neler olduğu ya da başka gezegenlerin keşifleriyle nelerle karşılaşacağımızı sanırım siz de benim gibi merak ediyorsunuzdur.
Tabii ki bir gün herşey keşfedilecek soru işaretleri belki çok azalacak bilim sanırım halen birazcık genç gibi görünüyor ne dersiniz?

25 Ekim 2009 Pazar

Türkü nedir ? Türkülerimizin özellikleri nelerdir?

Dışarıdan bakıldığında sadece beş harfli basit bir kelime gibi görünür "TÜRKÜ".
Fakat türkü demek çok şey demektir, bir ansiklopediyi dolduracak derinliğe sahiptir türkü-türkülerimiz.
Bize aittir onlar adı üzerinde "türk'ü",Türklere-Türkiye'ye ait olan demektir. Özümüz olan türküler tüm duygularımızı bire bir yansıtırlar.Yoksa yanılıyor muyum? Sevdiğiniz kişi sizi terk ettiğinde ruh halinizi yansıtan bir türkü çığırmaz mısınız hemen?
Davul zurna sesini duyunca hemen ayağa kalkıp halaya katılmaz mısınız?
Bir uzun hava söylendiğinde dalıp çok uzaklara gitmediniz mi hiç?
Ve daha birçok örnek verebiliriz...
Her ilimize ait mutlaka bir türkü vardır bu hiç dikkatinizi çekti mi? Tabii ki her bölgeye özgü farklı motifler içerir türkülerimiz.Yöre insanının aşkı sevdası,derdi kederi,sevinci coşkusu, hepsini bulabilirsiniz ayrı ayrı her sözde her notada her melodide...
Biraz da bilimsel açıdan bahsedelim türkülerimizden.Türküler uzun havalar ve kırık havalar olmak üzere ikiye ayrılır.Uzun havalar serbest ölçüden meydana gelmiştir.Herhangi bir ölçüye bağlı kalınmaksızın çalınıp söylenir.
Kırık havalarda ise belirli bir ölçüye bağlı kalınır.
Türkülerimizin sözleri genellikle aslında birer şiirdirler.Bu şiirler ozan adını verdiğimiz kişiler tarafından yazılırlar.
Ömürleri yaklaşık 1000-2000 yıl olan türkülerimiz de bulunmaktadır.Bu kadar eski zamandan kalmalarına rağmen her söylendiğinde üzerinde bir kez daha düşünmemizi sağlayan eskimeyen sözlerden oluşur türküler.
Türküler biz türkü severler oldukça,Türkiye var oldukça hep bizimle yaşayacaktırlar.
Türküyle kalın...

24 Ekim 2009 Cumartesi

Marro.ws nedir? ,Marro.ws nasıl kullanabilirim?

Bugün sizlere marro.ws anlatacagım; marro.ws nedir? nasıl kullanabilirim diyorsanız dogru yerdesiniz...
Marro.ws degerli degersiz yazılarınız tüm bilgilerinizi saklayacagınız güvenli veri tabanlı bir sitedir..
Bir anlamda yer imlerine eklediginiz yazıları garanti almanızı saglar..
Biliyosunuz yer imleri sadece yazının oldugu sayfaların linklerini saklar ,marro.ws ise yazını ta kendisini saklar yazının yok olma degişme riski ortadan kaldırır.
Marro.ws nasıl üye olurum?

Öncelikle Marro.ws sitesine girmeniz gerekmektedir.Siteye girdiginizde sol tarafta üye girisi paneli göreceksiniz .Panelde Sign-Up yazısını tıkladıgınızda yeni üye formu gelecek ,formu doldurun ve emailinize gelecek aktivitasyon yazısını tıkladıgınızda işleminiz tamamlanmış olacaktır..

Marro.ws'de nasıl içerik saklarım?

Marro.ws'de içerik saklama ,kaydetme çok basittir.Girdiginiz sitede bir yazıyı önce kopyalıyorsunuz sonra ise Marro.ws'e üye girişi yapıyorsunuz.Sonra kopyaladıgımız yazıyı Write it kutusuna yapıştıyor ve kayıt ediyorsunuz..
Marro.ws'e sosyal bir ortamdır dışa aktardıgınız yazılara insan yorum yazabilir.İçe aktardıgınız yazıları kimse göremez..
Marro.ws'de iyi vakit geçirmeniz dilegiyle..

10 Ekim 2009 Cumartesi

25 Ekim'de yaz saati uygulaması sona eriyor

Yaz saati uygulaması sona eriyor. 25 Ekim Pazar günü saat 04.00'de saatler 1 saat geri alınacak.

Yaz saati uygulamasına 29 Mart 2009 tarihinde geçilirken, saatler 03.00'de bir saat ileri alınmıştı., Gün ışığından daha fazla yararlanmak amacıyla yapılan uygulamaya ilişkin Bakanlar Kurulu kararı da 7 Mart tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştı.,,

Buna göre yaz saati, bir başka deyişle 'ileri saat' uygulaması, 29 Mart Pazar günü saat 03.00'-de saatlerin bir saat ileri alınmasıyla başlarken, 25 Ekim Pazar günü saat 04.00'-de saatlerin 1 saat geri alınmasıyla sona erecek.

Yaz saati uygulamasıyla,, akşam saatlerinde en yüksek değerine ulaşan enerji talebinin azaltılması hedefleniyor.

Geçmiş yıllara,, bakıldığında yaz saati uygulaması, Avrupa Birliği ülkeleriyle birlikte Mart ayının son pazar günü başlayıp, Ekim ayının son pazar günü bitiyor. Yaz saati uygulamasıyla, her yıl, 'orta ölçekli' bir hidroelektrik santralinin yıllık üretimi kadar tasarruf sağlanıyor. İleri saat uygulamasıyla işe erken başlamak ve çıkmak, aydınlatma, ısıtma, soğutma açısından önem taşıyor. Türkiye Elektrik İletim A.Ş'nin hesaplarına göre, yaz saati uygulamasıyla yıllık 500-600 milyon kilovat saat tasarruf sağlanıyor,.

01 Ekim 2009 Perşembe

Balık Burcu Ekim Aylık Yorumu

Sevgili Balıklar aşk hayatınız ve ilişkileriniz konusunda iki enerji Ekim ayına damgasını vuracağa benziyor. Bu enerjiler farklı alanlarda farklı anlamlar içerse de, tüm burçlar gibi sizin de Merkürün geri hareketi konusunda dikkatli olmanız gerektiğini söyleyebilirim. Bildiğiniz gibi Merkür sizin evlilik, uzun süreli ilişkilerle ilgili yaşam evinizin yönetici gezegeni. Doğal olarak bu konularda söz hakkına sahip. Bu yüzden de seyirlerinin önemle üzerinde durmaktayım. 23 Eylül-15 Ekim tarihleri arasında devam edecek bu etki altında, yanlış anlaşılmalar oluşmaması hatta daha fazla büyümemesi adına dikkatli hareket etmek son derece faydalıdır. Bu enerji altında her ikiniz de olayları tek yönlü değil, tarafsız bir şekilde ele alarak çözebilirseniz anlaşmaya varmamanız için bir sebep yoktur. Kimileriniz için bu enerjinin anlamı, birbirinize karşı nazik davranmaya çalışarak sorunları konuşmaktan uzak durmanız anlamına geldiği gibi, kimileriniz için samimi olmayan ve açıkçası zoraki olarak sürdürülen fakat neredeyse kopmak üzere olduğunun her iki tarafın da farkında olduğu sahte bir samimiyettir. Oysaki Merkür geri hareketi onarım sürecidir ve doğal olarak bu enerji, ilişkinizin tamir edilmesi gerektiğini göstermektedir. İşte bu nedenle birbirinize daha fazla yüklenmeden herkesin kendi içinde geriye çekilerek, yüzleşmelerde bulunması lazımdır. Bu etkiden geçen sefer de söz etmiştim. Umarım sizler iki medeni insan gibi oturup, ilişkinizin sizler açısından ne ifade ettiği konusunda gerçekçi bir şekilde düşünüyorsunuzdur. Çünkü bu etki altında bazı şeyleri dengeye kavuşturmadan, herşey yolundaymış gibi sürdürmeye çalışmak kısa bir süre sonra halledilemeyen problemlerin gündeme gelmesi anlamı taşıyacaktır.

İlişkisi olmayanlar için bu enerjinin anlamı ise, paylaşımlara dayalı ve eşit haklar içeren bir beraberliğe duyduğunuz özlemdir. Kimsenin kimse üzerinde hakimiyet kurmadığı, birbirine saygı duyduğu ve kültürel paylaşımlarda bulunduğu bir ilişki olmalıdır. Çünkü şimdilerde hem maddi manevi anlamda desteklenmeye, hem de yaşamınızın zorluklarında yanınızda olacak bir insana oldukça ihtiyacınız var. Yani sizinle ortaklaşa hareket etmeyi bilmeli, sorunlarınızda yanınızda olmalı ve iyi niyetinizi kullanmadan, dürüst davranmaya çalışmalıdır. 15 Ekim tarihine kadar sürecek bu geri harekette ruhsal açıdan kendinizi güvende hissetmek ve sıkıntılarınızdan arınmak adına başkalarıyla ister özel isterse başka anlamda iletişimde bulunurken zorluklar yaşamanız mümkündür. Merkürün bu seyri devam ederken, bu arada burcunuzla olumlu görünüm yapacak olan Venüs gezegeninin Akrep burcu etkisi de devrededir. Fakat bu iki enerji birbirinden oldukça farklıdır. Bir tarafta paylaşımların hala devam etmekte olan sorunlu ilişkiniz vardır diğer taraftan dışarıda kendinizi güçlü göstermeye çalışmaktasınızdır. Kafanızın içi oldukça karışıktır. Doğal olarak bazen anlayışlı, bağımlı ve ilişkisinden asla kopmak istemeyen bir kişi profili çizerken diğer yandan sert ifadeler kullanarak hakimiyeti sağlamaya çalışmanız çelişkiler doğurabilir.

İş ve Kariyer

Venüs gezegeninin aynı Mars Akrep burcu seyrinde olduğu gibi, eğitim hayatınız başta olmak üzere, iş veya özel ilişkinizle alakalı konularda etkili olacak enerjisi, diğer iki paragrafta sözünü ettiğim gibi Merkür nedeniyle öncelikle temkinli olmayı içeriyor. Çünkü iletişim, habercilik başta olmak üzere her türlü zihinsel bağlantı ve görüşmelerde astrolojik olarak Merkürün enerjisine ihtiyaç var. Fakat bu durumun olumsuz bir hal olduğunu düşünmemelisiniz. Sadece bu süreç bazı şeylerin yerine oturması ve tam anlamıyla sağlamlaşması için verilmiş bir moladır. Hava grubu olan Terazide oluşan bu geri hareket, doğal olarak zihinsel açıdan, yaşamınızı ilgilendiren her olguyu mantıklı bir şekilde ele alarak gözden geçirmeniz anlamına gelmektedir.

Bu enerji altında sosyallik son derece önemlidir. özellikle 15 Ekim sonrası çevrenizle olan bağlantılarınızı güçlendirmeye çalışmanız, size yeni insanlarla tanışma olanağı sağlayabileceği gibi, kendi çevrenizin dışına çıkabilmenizde de etkili olabilir. Bu arada Kariyer evinizin ve burcunuzun yönetici gezegeni Jüpiterin Ekim ortalarında Satürnle olan olumlu enerjisi ve büyüme evinizdeki Marsla olan etkileşimi, hem iş hayatınızla ilgili konularda sağlam bir temel atabilmenizi hem mücadele hırsınızı hem de otoriterlerle olan her türlü bağlantınızı güçlü bir imaj altında sergiliyebilmenizde destektir. Şimdi size düşen 15 Ekim tarihine kadar çalışmalarınızı belli bir sistem ve disiplin içinde sürdürmeniz acil kararlar vermeden sabırlı bir şekilde yapacağınız girişimleri kafanızın içinde planlamanızdır. Bütün bu noktalara dikkat ettiğiniz takdirde Merkür geri hareketinin bitiminden sonra işinizle alakalı görüşmeleri hızlandırabilir ve inceleyip olumlu olacağına karar verdiğiniz girişimleri devreye sokabilirsiniz

Parasal Konular

Parasal konularda Mars gezegeninin 4 Ekim tarihinde başlayan Akrep burcu seyri ruhunuzdaki idealizm coşkusunu harekete geçirici bir etki yaratabilir. Bu etki ise, bir şekilde güce dönüşmeli ve sizin geniş bir dünyanın içinde yer alarak daha refah bir hayat yaşamınızı sağlamalıdır. Ekim ayının tümündeki enerjilerin sizin için anlamı neredeyse bu cümleye yakındır. Çünkü Mars mücadele gücüdür, kişinin dış dünyada kendi kimliğini ifade edebilmesi adına girişimde bulunma arzusunun en yoğun olduğu süreçtir. Fakat bildiğiniz gibi, iletişimle birebir alakalı Merkür gezegeninin geri hareketi, başkalarından görmeyi umduğunuz maddi destekler konusunda, tam olarak kendinizi güvende hissetmemenize neden olabilir. Çünkü bu konularda ortaklıkların, işlerinizin veya bazı anlaşmazlıkların çözülmesi için kesinlikle zamana ihtiyaç vardır. Bu nedenle Mars enerjisinden yararlanmak için ayın ortalarını beklemek gerekebilir. Tabi ki bu sadece sizin burcunuza ait bir bekleme süreci olmayıp, her burç bundan kendi payına düşeni almaktadır. 15 Ekim tarihinden sonra ise, yapılması gereken en öncelikle, kafanızın içindekileri hayata dökebilecek kadar cesaretli davranmayı bilmenizdir. Geri planda kalmadan, bilgi ve deneyimlerinizi daha geniş bir alanda ifade edebilecek fırsatlar yakalayabilirsiniz. Bu bir yerde sizin açınızdan gayet etkili bir dönem olup en azından ben buradayım diyebilecek güce kavuşabilirsiniz. Ayrıca bu süreç öğrenme, yazım, yayıncılık, edebiyat, ticari, parasal konularda da öne çıkmanızı sağlayacak ortamlarda bulunmanız anlamına gelebilir. Kısa veya uzun yolculuklar yaparak, bilginizi yaymak, mümkündür. Tabi ki bütün bunların size parasal olarak getirileri olacaktır. Bu bağlantılar sonunda 5 Kasım tarihi sizin için, 15 Ekimde başlayan hızlılığın sonuçlarını alabilmeniz açısından destekleyicidir.
site ekle